İnsanlık, sınanma, kutuplaşma ve edebiyat

Öncelikle, “Açık Perde”nin yazım sürecinden bahseder misiniz? “Yanlış Oran”dan sonra serinin ikinci kitabını yazma fikri nasıl oluştu?

“Açık Perde”yi yazmaya karar vermem, “Yanlış Oran”ı bitirdiğim anda başladı diyebilirim. İlk kitapta dokunduğum temalar ve oluşturduğum dünya, daha fazlasını anlatmaya müsait bir zemin sundu. “Yanlış Oran”da ortaya çıkan derin sırları keşfetme ve okuyucuları daha karmaşık bir yolculuğa çıkarma arzusuyla “Açık Perde”yi kaleme aldım.

Daha önce romanlarınızda gizli şifreler vermekten bahsettiniz. Bu şifrelerin arkasındaki motivasyonunuz nedir?

Romanlarımda gizli şifreler kullanmamın temel motivasyonu, okuyucularımı daha etkin bir okuma sürecine davet etmek. Bu şifreler, onlara eseri sadece yüzeydeki hikaye olarak değil, aynı zamanda alt metinler aracılığıyla bir keşif alanı olarak sunuyor. Bu şifreler, düşündürücü bir zeka oyunu sunarken, aynı zamanda hikayenin derinliklerinde saklanan, daha geniş bir anlam ve mesajı keşfetmeye olanak tanıyor. Ayrıca, eserlerimin zamanla değerini koruyarak, öldükten sonra bile düşüncelerimi ve görüşlerimi aktaracak birer miras olarak kalmasını istiyorum.

“Yanlış Oran” ve “Açık Perde” arasındaki tematik bağlantılar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Örneğin, “Yanlış Oran”daki açık mesajlardan biri toryum ve merhum Prof. Engin Arık’ın çalışmaları için bir farkındalık yaratmaya çalışmaktı. “Açık Perde”de bu kez daha derin dini ve mistik motiflerle varoluşsal soruları ele alıyorum. İki kitap arasındaki tematik bağ, insanlığın bilgi arayışı ve bu bilginin nasıl bir aydınlanma yolunu açabileceği üzerine kurulu. Aynı zamanda, bilim ve dinin birbiriyle çelişmek yerine, aslında bir bütünün farklı yüzleri olduğunu vurgulamaya çalışıyorum.

Kitabınızda distopik bir toplum oluşturdunuz. Bu distopya, günümüz dünyasına dair hangi eleştirileri veya yorumları barındırıyor?

Oluşturduğum distopya, aslında günümüz toplumunun bazı yönlerini abartılı bir şekilde ele alıyor. Uyku üzerinden toplumun kutuplaşması, aslında bireyler ve gruplar arasındaki anlayış ve empati eksikliğine dikkat çekiyor. Uyuyabilenler ile uyuyamayanlar arasındaki çatışma, toplumun daha derin bir uyumsuzluğunu ve bölünmüşlüğünü simgeliyor. Bu yönüyle, romanım toplumsal adaletsizliklere, bireyler arasındaki duyarsızlaşmaya ve kolektif sorunlara karşı bir eleştiri niteliği taşıyor.

Gelecek planlarınız arasında serinin üçüncü kitabını yazmak var mı?

Evet, serinin üçüncü kitabını yazmayı düşünüyorum, ancak bu kararı alırken okuyucularımdan gelen geri bildirimler çok önemli bir yer tutacak. Okuyucuların “Açık Perde”ye verdikleri tepkiler, hikayenin hangi yönlerinin onlar için anlamlı olduğunu, hangi temaların daha fazla işlenmesi gerektiğini gösteriyor. Bu geri bildirimler, serinin devamında hangi yönleri daha fazla vurgulayacağım konusunda bana yol gösteriyor. Özellikle, dünyanın geçtiği zor zamanlara ve insanlığın karşılaştığı sınamalara dair yapıcı bir diyalog oluşturma niyetim var.

Son olarak, “Açık Perde”yi okuyacaklara ne söylemek istersiniz?

“Açık Perde”, sadece bir macera ya da bilim kurgu hikayesi değil, aynı zamanda okuyucuların kendi iç dünyalarında bir yolculuğa çıkmalarını sağlayacak bir eser. Bu roman, düşünmeye ve sorgulamaya davet ediyor; gözlerimizle göremediğimiz, ancak kalbimizle hissedebileceğimiz dünyaları keşfetmeye teşvik ediyor. Her sayfasında, varoluşsal soruların peşinden giderek, kendimizi ve evreni daha iyi anlama şansı bulabiliriz. Bu yolculuğa çıkmaya hazırsanız, “Açık Perde” sizi bekliyor.